Son güncellenme :04.10.2014 15:02

Anasayfa > Neden Eğitim İş

04.10.2014 Cts, 15:02

3-8-k0O7JeO

NEDEN EĞİTİM-İŞ

                  Eğitim-İş örgütlü öğretmen hareketinin liderliğini geri almak ve kamu çalışanlarının sendikal direnişini, girdiği krizden çıkarmak amacıyla , Atatürk’ün liderliğinde kurulan ve kurumsallaştırılan , Cumhuriyetimizin aydınlanma devrimleri ile evrensel sol değerleri aynı potada eriten bir bakış açısıyla 17 Ekim 2005’te yeniden tarih sahnesine çıkmıştır.

                 Eğitim-İş , kitle ve sınıf sendikacılığının gereklerine odaklanmış ; Atatürk’e ve devrimlerine yürekten bağlı ; adalet , eşitlik , özgürlük gibi evrensel değerleri kendisine ilke edinmiş bir emek örgütüdür.

                 Eğitim-İş , sınıf sendikacılığının gereği olarak ; etnik köken , dinsel inanç , siyasi ayrım yapmaksızın bütün eğitim çalışanlarını kucaklar ve siyasi partiler karşısında bağımsızlığını titizlikle korur.

               Eğitim-İş , eğitim emekçilerinin antiemperyalist , bağımsızlıkçı , ilerici , devrimci ve halktan yana örgütlenme geleneğinin günümüzdeki  tek temsilcisidir.

                Eğitim-İş Atatürk devrimlerine sahip çıkmanın gereği olarak dil birliğinin parçalanmasının , Türk Ulusunun parçalanması anlamına geldiğini bilir. Bu nedenle ülkemizde konuşulan tüm yerel dillerin yaşatılmasını ve öğretilmesini  ancak eğitim dilinin kesinlikle Türkçe olmasını savunur. Eğitimin milliyetler temelinde bölünmesine ve dil birliğimizin parçalanmasına kesinlikle karşı çıkar.

               Eğitim-İş , emperyalizme ve yerli  işbirlikçilerine karşı emekçileri mücadele ruhu ve bilinciyle donatmanın ilk koşulunun örgütlü güç olmakla sağlanacağını savunur. Sınıf mücadelesinde başarı için örgütlenmeye önem verir.

              Eğitim-İş , küreselleşmenin getirdiği emperyalist dayatmaların , taşeron ve güvencesiz çalıştırmanın , sendikasızlaştırma çabalarının farkındadır. Bu durumun farkında olmayanları uyarmayı  görev bilir.

              Eğitim-İş , eğitim ve bilim çalışanlarının ulusal gelirden hak ettikleri payı almaları gerektiğini savunur , bu anlamda yılmadan mücadele eder.

              Eğitim-İş ,  grevli ve toplu sözleşmeli sendikal kazanım elde edilinceye kadar en amansız mücadeleyi vermek üzere yola çıkmıştır.

             Eğitim-İş , siyasi kadrolaşmalara şiddetle karşı çıkmakta bu konuda yılmadan hukuk mücadelesi vermektedir.

            Eğitim-İş , ulusal eğitim politikalarının savunucusudur. Eğitimde başarının ancak ulusal eğitim politikaları ile sağlanabileceğine inanır.

              Eğitim-İş , üyelerinin özlük hakları ile ilgili her türlü hukuksal desteği vermenin ötesinde , talepleri  halinde üyesi olmayan eğitim ve bilim işgörenlerinin  de hukuksal danışmanlığını yapan tek sendikadır.

             Eğitim-İş , Türkiye’nin dört bir yanında örgütlenmiş ve en küçük birimlere kadar örgütlenme çalışmalarına devam etmekte olan ülkemizin gerçek anlamda en hızlı üye kabulünü gerçekleştiren tek sendikasıdır.

            Eğitim-İş , gücünü  eğitim ve bilim çalışanlarından alır. Hiçbir alanda iç ve dış çıkar gruplarına , vakıflara , kurumlara  ya da kuruluşlara sırtını dayamadan onurlu sendikacılığın gereğini yerine getirir.

           Eğitim-İş , siyasi  iktidarın eğitimi özelleştirme , yerelleştirme ve dinselleştirme politikalarına karşı , Cumhuriyetle biçimlenen laik , demokratik , bilimsel , ulusal , çağdaş ve parasız eğitimi savunur. Torba yasa ve KHK’lerle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yapılacak özelleştirme , performans değerlendirmesi , esnek çalışma , ücretli ve sözleşmeli  öğretmenlik gibi temelde iş güvencemizi yok etmeye yönelik her türlü uygulamaya karşı savaşımı varlık sebebi sayar.

           Eğitim-İş , başta laiklik olmak üzere , Atatürk ilke ve devrimlerine yapılacak saldırılara karşı tüm ulusumuzu uyanık olmaya çağırmayı ‘’Başöğretmen’’ine ve gelecek kuşaklara karşı  bir  sorumluluk olarak görür. Bu sorumluluk bilinciyle ; laik , demokratik , sosyal hukuk devletinin içinde bulunduğu tehlikeyi gören sendikamız ,  4+4+4 eğitimi gericileştirme ve piyasalaştırma sistemine karşı toplumun her kesiminin içinde olduğu eylem ve etkinliklerde bulunmayı , 652 sayılı KHK’yi yürürlüğe koyarak Atatürk ilke ve devrimleri  ile Anayasamızın değişmez hükümlerine sadakat yükümlülüğünü Milli Eğitim sistemimizden dışlayan anlayışa karşı mücadele etmeyi  görev  bilir.

            Saygıdeğer  Eğitim ve Bilim Emekçileri ;

 Yüreğinizdeki güzelliğe, beyninizdeki aydınlığa, tebeşirlerinizin ucundaki bilime, silgilerinizin temizliğine, onurlu duruşunuzun heybetine, sarsılmaz inancınıza, alnınızın terine güveniyoruz. Emeğin en yüce değer olduğuna inanıyoruz. Dirence, takat; yanlışa, yalana, karanlığa tokat olduğunuzu biliyoruz. Küllerimizden yeniden doğduysak geleceğe umutla bakıyorsak ve karanlığın kalelerini yıkıyorsak bu yüzdendir.

                Her gün biraz daha büyüyoruz, genç beyinlerde büyütüyoruz Atatürk’ü ve ondan bize armağan Cumhuriyeti. Bilim rehberimiz oluncaya kadar, güzel yurdumuzun her bir köşesi aydınlanıncaya kadar sürecek bu mücadele. Uzatıp da elinizi, bu onurlu mücadeleye katılmadıkça siz, hep eksik kalacak bir yanımız. Eğitim ve bilim çalışanlarının yarısı örgütsüzken hak aramanın ne kadar zor olduğunun farkına varın lütfen. Siz örgütlenmenin farkına vardıkça daha çok farkımıza varacaklar.

Unutmayın; Farkımız, örgütlülüğümüzdür…

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

*